**New York’taki Sanat Emekçilerinden Yönetime Çağrı: Bütçede Adalet ve Reform Talep Ediliyor**
New York’taki sanat ve kültür sektörü temsilcileri, siyasetçi Zohran Mamdani ve Sanat & Kültür Geçiş Ekibi’ne hitaben kaleme aldıkları bir açık mektupla, şehrin kültür politikalarında köklü bir reform yapılması ve bütçe dağılımındaki derin eşitsizliklerin giderilmesi çağrısında bulundu. Mektupta, sanatın eğitim, sağlık ve barınma gibi temel bir kamusal hizmet olduğu vurgulanarak, mevcut sistemin zengin ve ayrıcalıklı kesimleri desteklerken, işçi sınıfından gelen sanatçıları ve azınlık topluluklarını dışladığı belirtildi. Sanat emekçileri, kentin kültürel dokusunun korunması ve tüm New Yorkluların sanatsal üretime adil bir şekilde erişebilmesi için somut adımlar atılmasını talep ediyor.
Mektupta, New York Şehri Kültür İşleri Departmanı’nın (DCLA) bütçe dağılımındaki adaletsizlikler somut verilerle ortaya konuldu. Buna göre, DCLA’nın yıllık bütçesinden tek başına Metropolitan Sanat Müzesi’ne (The Met) ayrılan pay, Queens ve Staten Island bölgelerindeki tüm kültür kurumlarına verilen toplam fondan daha fazla. Manhattan’da kişi başına düşen DCLA fonu, Queens’in 10 katı, Brooklyn’in ise 5 katı seviyesinde. Bütçenin yaklaşık %80’i, aralarında The Met, Carnegie Hall ve Lincoln Center gibi kurumların da bulunduğu, şehir arazisi üzerinde yer alan 39 büyük kuruluşa (Kültürel Kurumlar Grubu – CIG) aktarılırken, geri kalan %20’lik dilim ise şehirdeki diğer 1.000’den fazla kurum arasında paylaştırılıyor. Çağrıyı yapanlar, bu durumun büyük kurumlara yönelik bir saldırı olarak algılanmaması gerektiğini, hedefin The Met gibi kurumlara yapılan yatırım modelinin şehrin her bölgesine yayılması ve bunun için de DCLA bütçesinin devasa ölçüde artırılması olduğunu belirtiyor.
Sanat ve kültür savunucuları, New York’un sanat bütçesinin uluslararası standartların çok gerisinde kaldığına dikkat çekiyor. Paris ve Londra gibi şehirler sanata ve kültüre milyarlarca dolar ayırırken, New York’un yıllık bütçesinin yalnızca %0,25’ini (yaklaşık 250 milyon dolar) bu alana tahsis etmesi eleştiriliyor. Bu rakamın DCLA’yı ABD’deki en büyük sanat fonu sağlayıcısı yapmasının New Yorklular için bir övünç değil, Amerikalılar için bir utanç kaynağı olduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda, yıllardır dile getirilen bir talep yeniden gündeme getiriliyor: DCLA bütçesinin, şehrin toplam bütçesinin %1’ine çıkarılması. Bu mütevazı artışın, kamu fonlamasının ekonomik aktivite olarak şehre sekiz kat geri dönüş sağladığı bir sektör için önemli bir yatırım olacağı ve bütçe adaletsizliklerini gidermek için yeterli kaynak yaratacağı savunuluyor. Böyle bir artışla her bir belediye meclisi bölgesine 20 milyon dolardan fazla fon sağlanabileceği ve bunun özellikle yoksul ve yetersiz hizmet alan mahalleler için ezber bozan bir gelişme olacağı vurgulanıyor.
Mektupta, bütçe artışının yanı sıra fonlama modelinde de köklü değişiklikler öneriliyor. Mevcut sistemde DCLA’nın, fonları genellikle “kapasitesi” olan, yerleşik ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlara (501(c)(3)) öncelik vermesi eleştiriliyor. Bu dar bakış açısının, özellikle beyaz olmayan topluluklar için her zaman uygun bir model olmadığı ve kapasitenin ancak istikrarlı fonlama ile yaratılabileceği belirtiliyor. Çözüm olarak, kamu fonlarının kayıt dışı sanat organizasyonları, kolektifler, küçük işletmeler ve en önemlisi bireysel sanatçılar gibi geleneksel olmayan alıcılara da yönlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bir diğer önemli politika değişikliği talebi ise, proje bazlı hibelerden genel işletme desteğine geçilmesi. Proje bazlı fonlamanın, kurumları sürekli olarak idari işlerin gerçek maliyetlerinin altında bir yükle baş başa bıraktığı, ücretsiz emeğe dayalı bir sistem yarattığı ve küçük kuruluşların sürdürülebilir bir planlama yapmasını engellediği belirtiliyor. CIG kurumlarına sağlanan genel işletme desteği modelinin, tüm fon alıcıları için yaygınlaştırılmasının hem kurumlar hem de DCLA için zaman ve emekten tasarruf sağlayacağı kaydediliyor.
Son olarak, tüm bu reformların başlangıç noktası olarak DCLA fonlama verilerinde tam şeffaflık sağlanması gerektiği belirtiliyor. Önceki yönetimlerin şeffaflık vaatlerine rağmen verilerin hâlâ eksik ve geç yayınlandığı, bu durumun da fonların coğrafi dağılımı, kurum büyüklüğü, disiplin ve hizmet verilen topluluklar gibi kritik metriklerin izlenmesini imkansız kıldığı ifade ediliyor. Mamdani’ye, DCLA’nın fon dağılımını tamamen şeffaf, kamusal ve herkes için anlaşılır hale getirme taahhüdünde bulunması çağrısı yapılıyor. Mektup, sanat sektörünün ihtiyacının, sektörü emlak ve diğer endüstrilerin piyonu haline getiren ve “sanatla aklama” (artwashing) yoluyla soylulaştırmaya hizmet eden kamu-özel sektör ortaklıkları değil, daha fazla kamu desteği ve fonlaması olduğu vurgusuyla sona eriyor.
(Kaynak: https://hyperallergic.com/dear-zohran-dont-let-art-workers-down)






Bir yanıt yazın