Birleşik Krallık hükümeti, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası dondurulan Rusya Merkez Bankası’na ait milyarlarca dolarlık devlet varlığına el konulup Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılması planına karşı olduğunu açıkladı. Bu karar, G7 ülkeleri arasında aylardır süren ve uluslararası hukuk ile küresel finansal istikrar açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir tartışmada Londra’nın pozisyonunu netleştirdi. Hükümet yetkilileri, böyle bir adımın uluslararası hukukta tehlikeli bir emsal teşkil edeceği ve Birleşik Krallık’ın küresel bir finans merkezi olarak itibarına zarar verebileceği yönündeki endişelerini dile getirdi.

Rusya’nın 2022’deki işgalinin ardından Batılı ülkeler, Rusya Merkez Bankası’na ait yaklaşık 300 milyar dolarlık varlığı dondurma kararı almıştı. Bu varlıkların büyük bir kısmı, özellikle Belçika merkezli takas ve saklama kuruluşu Euroclear’da olmak üzere, Avrupa Birliği ülkelerinde bulunuyor. Savaşın başlangıcından bu yana, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, bu varlıklara tamamen el konulması ve elde edilecek gelirin doğrudan Ukrayna’nın savunma ve yeniden inşa çabalarına aktarılması yönünde güçlü bir lobi faaliyeti yürütüyordu. Washington yönetimi, Rusya’nın başlattığı savaşın faturasını yine Rusya’nın ödemesi gerektiği tezini savunuyor. Ancak Almanya, Fransa ve İtalya gibi önde gelen Avrupa ülkeleri, bu konuda Birleşik Krallık ile benzer çekincelere sahip.

Birleşik Krallık’ın bu kararı almasının ardında yatan temel nedenler, hukuki ve finansal risklere dayanıyor. Uluslararası hukukta “devlet egemenliği dokunulmazlığı” ilkesi, bir devletin varlıklarının başka bir devlet tarafından tek taraflı olarak müsadere edilmesini büyük ölçüde engelliyor. Bu ilkenin ihlal edilmesi, gelecekteki uluslararası krizlerde diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasının önünü açabilir. Finansal açıdan ise, Londra’nın dünyanın en önemli finans merkezlerinden biri olması hassasiyeti artırıyor. Çin ve Suudi Arabistan gibi büyük rezervlere sahip ülkelerin, kendi varlıklarının da gelecekte siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle dondurulabileceği veya el konulabileceği endişesiyle varlıklarını Londra’dan çekmeye başlaması, İngiliz sterlini ve genel olarak Birleşik Krallık ekonomisi için ciddi bir istikrarsızlık riski taşıyor.

Bu duruşa rağmen, Birleşik Krallık ve diğer G7 ülkeleri, Ukrayna’ya finansal destek sağlamak için alternatif yollar aramaya devam ediyor. Varlıkların kendisine el koymak yerine, bu dondurulmuş varlıklardan elde edilen faiz gelirlerinin veya “beklenmedik kârların” kullanılması fikri, daha geniş bir kabul görüyor. Dondurulan varlıklar finansal kurumlarda tutulurken faiz ve yatırım geliri üretmeye devam ediyor. Avrupa Birliği, bu gelirlerin vergilendirilerek Ukrayna’ya aktarılması yönünde somut adımlar atmaya başladı. Bu yaklaşım, varlıkların mülkiyetine dokunmadığı için yasal olarak daha az riskli bir orta yol olarak değerlendiriliyor. Birleşik Krallık’ın da bu tür bir mekanizmayı desteklemeye daha sıcak baktığı belirtiliyor.

Ukrayna tarafı ise savaşın yol açtığı yıkımın boyutları ve acil finansman ihtiyacı nedeniyle daha radikal adımlar atılmasını talep ediyor. Dünya Bankası’nın tahminlerine göre, Ukrayna’nın yeniden inşası için gereken maliyet 500 milyar dolara yaklaşmış durumda ve bu rakam savaş devam ettikçe artıyor. Bu nedenle, dondurulan Rus varlıklarının tamamının kullanılması, Kiev için hayati bir kaynak olarak görülüyor. G7 liderlerinin önümüzdeki dönemde yapacağı toplantılarda konuyu tekrar masaya yatırması ve özellikle faiz gelirlerinin kullanımı konusunda ortak bir karara varması bekleniyor. Ancak Birleşik Krallık’ın net tavrı, varlıklara tamamen el konulması seçeneğinin en azından şimdilik masadan kalktığını gösteriyor.

(Kaynak: https://www.ft.com/content/d899e28f-40f4-4031-aa51-8bb0bea9c7b4)

Bir yanıt yazın

Trending

Go News Turkiye sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin